16 Kasım 2007 Cuma

iNSANIN MİKROKOZMOSLUĞU NEREDEN GELİYOR?

Mikrokozmosta ne varsa makrokozmosta da o vardır. Geçmiş bilgeler, tasavvuf ehli bu konuyu en güzel şekilleriyle değerlendirmişler. Yunus Emre, Mevlana, Muhyiddin Arabi gibi Mübarekler olayı çok iyi kavrayıp hallerini ifade etmişlerdir ki bu bilgiler bizler için büyük avantajlar sağlıyor.

Peygamber (SAV) Efendimizin 'Zerre küllün aynasıdır' ifadesi çok ilginçtir. Yani en küçük noktada bütüne ait tüm özellikler mevcuttur.İ nsan kendi öz yapısını tanır ve bilirse kişide ‘Kendini bilen Rabbini bilir’ hükmü açığa çıkıyor.

Sen, ben, o değil, BİZ kavramı oluşuyor. Demek ki insanoğlu sonsuz evrenin her bir noktasında mekansal ve boyutsal manada varolabilecek güç ve kudrete sahip olarak var edilmiş, bu yönüyle İNSAN tüm yaratılmışların en şereflisi.

Ve insan-ı kamil noktasında en önemli zuhur yeri...

Buradan hareketle mikrokozmos anlamında insanın bütünün bilgisine nasıl erişebileceği meselesine geçilmekte. Bu noktada da kuantsal boyutta mikro, makro gibi konuların anlamını yitirmesi konusuyla karşılaşıyoruz...

Kısa bir giriş yapmak istedim. Arkadaşların bu konuda görüş, soru yada değerlendirmeleri, en önemlisi de paylaşımları olacağına inanıyorum.

Saygı ve Sevgilerimle..