Devgili Dostlar,
Kaza ve kader meselesi; hakkında belki de en fazla konuşulan ve değerlendirilen bir konu. Bir bakıma bu meselenin kişilerin meşrepleri doğrultusunda algılandığını ya da algılanmak istendiğini düşünüyorum.
Tarih boyu 2 ana düşünce karşı karşıya görünüyor. Bir görüş, tüm fiilerden insanın tamamiyle ve şahsen sorumlu olduğunu anlatırken, diğer görüş ise insanların kaderleri konusunda hiç bir hakimiyeti ve etkisi olmadığını söylüyor. Bu noktada ise insanların yaptıkları fiilerden sorumlu tutulamayacağı paradoksu ile karşılaşılıyor.
Bir başka konu ise; irade meselesinde iradenin külli mi, yoksa cüz'imi olduğu.
Buraya kadar özetlemeye çalıştığım konular başta da belirttiğim gibi en çok tartışılan ve netice bekleyen konular..
Allah'ın bana vermiş olduğu anlama kapasite dahilinde kader meselesini şu şekilde algılıyorum.
Sistem tek ve inanılmaz, hayal bile edemeyeceğimiz karmaşık bir yapıya sahip. Algılamalarımızı, zihnimizde yarattığımız zaman ve mekan boyutu dahilinde oluşturduğumuz ve algıladığımız için sistemi bir bütün olarak algılamaktan aciz kalıyoruz. Çünkü zaman ve mekan insan olarak düşünce tarzımızı sınırlıyor. Diğer yandan bu sınırlamalar dahilinde Yaratıcı Allah(CC)'ı da bir şekilde kafamızda oluşturduğumuz sistem içinde bir yerlere oturtuyor ve iradenin, O'nun mu yoksa bizim elimizde mi olduğunu sorgulamaya başlıyoruz. Öyle ya bir zamanı ve mekanı olan Yaratıcı, kendi sınırı dışında yarattığı insanoğluna hükmedecek? Kaderini belirleyecek? Yada yaratılmış varlıklar Yaratıcının iradesini değil, kendi iradelerini ortaya koyacaklar. İşte hatanın daha bu nokta ve sorularda başladığını düşünüyorum.
Sistem tek. Bizler farklı farklı algılasak da, sınıflamalar yapsak da, kararı veren, verdiren ayrı değil! Bunu sınırlı kelimelerleanlatmanın zorluğu ortada.İşte bu noktayı çözersek, Bismillah kelimesindeki B sırrı da sanırımhepimiz için açılacak.Allah hepimizi bu sırra erenlerden eylesin.
ALLAH NE DİLERSE ONU YAPAR. (22/18)
Sevgi ve muhabbetle kalınız..